hakan tok
  KARACAYLILAR Kimdir
 

KARAÇAY-MALKARLILAR
KİMDİR? 
Kafkas dağlarının en yüksek zirvesi Elbruz (Mingi Tav) ve çeavresindeki yüksek dağlık arazide yaşayan Karaçay-Malkarlılar, tarih boyunca Kafkasya’da hâkimiyet kuran Kimmer, İskit, Hun, Bulgar, Alan, Hazar, Kıpçak gibi proto-Türk, Hint-Avrupa (İran) ve eski Türk kavimleri ile çeşitli Kafkas halklarının etnik ve sosyo-kültürel bütünleşmesinden ortaya çıkmış bir Kafkasya halkıdır.
COĞRAFİ YAPI
Karaçay-Malkar halkının yaşadığı bölge doğuda Çerek Irmağı’nın kaynak havzasından batıda Laba Irmağı’nın kaynak havzasına kadar uzanan ve Kafkas Dağları’nın en sarp ve yüksek bölümünü meydana getiren dağlık arazidir.
Karaçaylılar ve Malkarlılar birbirinden farklı etnik kökene, dile, kültüre ve tarihe sahip iki ayrı halk değil, aynı dil, kültür ve tarihi paylaşan bir KAFKAS halkıdır. Karaçay ve Malkar adları bu boyun yaşadığı iki coğrafî bölgenin adlarıdır.
Karaçay-Malkar ülkesi, Kafkasya’nın Orta Kafkaslar olarak bilinen merkezî kısmında yer almaktadır. Yalnızca Kafkasya’nın değil, Avrupa’nın da en yüksek dağları Karaçay-Malkar toprakları içindedir. Bunların başlıcaları Mingi Tav (Elbruz 5.642 mt), Dıh Tav (5.203 mt), Koştan Tav (5.145 mt), Uşba,Dombay Ölgen gibi zirvelerdir.
Mingi Tav (Elbruz Dağı)
2.200 metreye kadar çam, ladin ve köknar ormanlarıyla kaplı olan Karaçay-Malkar dağlarının daha yukarı kısımlarında otlak ve çayırlar yer alır. 3.000 metreden yukarı kısımlar buzullarla kaplıdır. Bazı vadilerde buzulların 2.000 metreye kadar indiği görülür. Kafkasların en büyük buzulları olan Alibek, Amanavuz, Uzunkol, Ullukam, Tonguzorun, Azav, Bızıngı, Dıhsuv buzulları bu bölgede yer alır.
İyne Tav / Dombay - Karaçay
Kafkasya’nın en büyük ırmakları Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğmaktadır. Bunlardan Hurzuk, Ullu Kam ve Uçkulan ırmakları birleşerek Karaçay’ın Uçkulan köyü yakınlarında Koban (Kuban) adını almaktadır. Karaçay dağlarından doğan Duvut, Teberdi, Arhız, Morh, Zelençuk (İnçik), Laba, Urup ırmakları da Kuban Irmağı’nı beslemektedir. Biyçesın yaylasından doğan Hudes, Calankol, Amankol, İndiş, Mara ırmakları da Kuban Irmağı’na sağ taraftan (doğu yönünden) karışırlar.
Mingi Tav (Elbruz) buzullarından doğan Malka ve Bashan ırmakları, daha doğudan doğan Çegem, Holam-Bızıngı ve Çerek ırmakları ile beraber TerekIrmağı’na karışırlar. Karaçay’ın kuzeyindeki Biyçesın yaylasından doğan Kuma (Gum) Irmağı da Hazar denizine dökülür.
Karaçay-Malkar bölgesinin kuzeyindeki düzlüklerde Adigey-Kabardey-Abaza bölgeleri yer alır. Güney kısımları baştanbaşa Kafkas sıradağları ile kaplıdır ve dağların arkasında Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgeleri ile komşudurlar. Tonguzorun, Mahar, Kluhor, Morh, Sançar adlı dağ geçitleri Karaçay-Malkar’ı Abhazya ve Gürcü-Svanetya bölgelerine bağlar. Doğularında ise Osetya yer almaktadır.
Kendilerine Tavlu (Dağlı) adını veren Karaçay-Malkarlılar, ayrıca kendi aralarında kendilerini yaşadıkları vadilerin adlarına göre Karaçaylılar, Bashanlılar, Çegemliler, Holamlılar, Bızıngılılar ve Malkarlılar olarak çeşitli zümrelere ayırırlar. “Balkar” adı Bashan, Çegem, Holam, Bızıngı ve Malkar vadilerinde yaşayan dağlıları tek bir isim altında toplamak isteyen Sovyet yönetimi tarafından uydurulmuş sunî bir etnik isim ve millet adıdır. Karaçay-Malkarlılar ayrıca kendileri için Alan adını kullanır ve birbirlerine “Alan” diye hitap ederler.
 
AVRUPA VE RUS KAYNAKLARINDA KARAÇAY-MALKARLILAR
Karaçay-Malkarlılar günümüze gelene kadar Avrupa ve Rus kaynaklarında çok çeşitli adlarla anılmışlardır.
1404 yılında Kafkasya’da bulunan başpiskopos Johannes de Galonifontibus Karaçaylılara Kara Çerkesler adını vermiştir. 1635 yılında A.Lamberti de Karaçaylılara “Kara Çerkes” adını vermiştir. Tatarlar da Karaçaylılara “Kara Çerkes” adını verirlerdi
 
Karaçaylıları Alanlar veya Kara Çerkesler olarak gösteren bir harita
 
Karaçay-Malkarlılara kendi dillerinde Dağlı anlamına gelen Kuşha adını veren Kabardeyler onları yaşadıkları bölgelere göre “Karşaga Kuşha”, “Çegem(Şecem) Kuşha” ve “Balkar Kuşha” olarak adlandırırlardı.
19. yüzyıl sonlarında Rus literatüründe Karaçay-Malkarlılar için Gorskiy Tatar (Dağlı Tatar), Gortsı (Dağlı) ve “Dağlı Kabardeyler” adları kullanılırdı.
Kafkas halkları Karaçay-Malkarlılar için değişik etnik isimler kullanmaktadırlar.
Adigeler Karaçaylılar için Karaşey ve Kuşha, Abhazlar Akaraç, Abazalar Karça, Gürcü-Svanlar Mukrçay, Osetler Asi, Gürcü-Megreller Alaniadlarını kullanırlar. Gürcüler de onlara “Karaçioli” derler.
Malkarlılar için Gürcüler Basiyani, Gürcü-Svanlar Sabir, Abhazlar Azuho, Osetler Asson, Kabardeyler Balkar ve Kuşha adlarını kullanırlar.
 
Karaçay Halkının İsim Babası: Karça
Karaçaylılar Karaçay adının efsanevî cedleri Karça’nın adından geldiğine inanmaktadırlar. Halk arasında yaşayan efsaneye göre, Elbruz Dağı’nın doğusundaki Bashan vadisinde yaşamakta olan Karça, burada savaşmak zorunda kaldığı Kabardeylerin baskısı sonucunda, beraberindeki Adurhay,Budyan ve Navruz klanlarıyla birlikte Elbruz Dağı’nın batısında yer alan Kuban Irmağı’nın kaynak havzasındaki bölgeye, yani günümüzdeki Karaçay topraklarına göç eder. Karça’nın kabilesine Abazalardan Tram, Megrellerden Hubiy, Svanlardan Özden ve Kırım’dan Botaş soyları da katılmıştır. Bu arada, savaştıkları Kabardey prensleriyle aralarında kan davasının sürmemesi için, Kabardeylerin Tohçuk (Dohşuk) ve Tambiy sülâlesinden iki delikanlı Kafkas geleneklerine uygun olarak Karça’nın kabilesine katılırlar. Bunların soyundan Karaçay’da iki büyük soy ortaya çıkar. Karça adı zamanla değişerek Karaçay şeklini alır.
Karaçaylılar Elbruz Dağı’nın batı eteklerinde, Kuban Irmağı’nın kaynak havzasında yer alan Hurzuk, Uçkulan, Kart Curt köyleri ile, daha batıdaki Duvut, Teberdi, Morh, Ishavat, Urup, Laba ırmaklarının yukarı kısımlarında yer alan köylerde yaşarlar. Mara, Cögetey, Zelençuk vadilerinde de Karaçay köyleri yer almaktadır.
Karaçay Köyleri
Malkarlılar Elbruz Dağı’nın doğu eteklerindeki Bashan vadisi ile daha doğuya doğru yer alan Çegem, Holam-Bızıngı ve Malkar (Çerek) vadilerinin yukarı kısımları ile Köndelen, Aksuv, Hasaniya, Kaşha Tav, Karasuv, Gerpegej köylerinde yaşamaktadırlar.
Malkar Köyleri
Karaçaylılar hakkında Avrupa kaynaklarındaki ilk bilgiler 1404 yılında Kafkasya’da bulunan Johannes de Galonifontibus’un notlarıdır. Galonifontibus “Kara Çerkesler” adını verdiği Karaçaylılar hakkında şu bilgileri verir:
“Çerkesya ya da Zikia adı verilen ülke, Karadeniz’in arkasındaki dağların eteklerinde uzanır. Burada iki değişik halk yaşar. Yüksek dağların üzerindeki vadilerde yaşayan halk Kara Çerkesler’dir. Aşağılarda deniz kenarında yaşayanlar ise Beyaz Çerkesler’dir. Kara Çerkesleri hiç kimse ziyaret etmez. Onlar da tuz ihtiyaçlarını karşılamanın dışında dağlarını asla terketmezler. Kara Çerkeslerin kendilerine özgü bir dilleri vardır”.
1635-1653 yıllarında Kafkasya’da bulunan İtalyan misyoner A.Lamberti Karaçaylılar için şunları yazmaktadır:
“Kafkas’ın kuzey eteklerinde Karaçaylılar (Karaçioli’ler) ya da Kara Çerkesler adı verilen halk yaşar. Onlara bu ad yaşadıkları dağlarda gök daima bulutlu ve karanlık olduğundan verilmiştir. Dilleri Türk dilidir, fakat hızlı konuştuklarında anlamak zordur. Beni hayrete düşüren şey, bu kadar garip dilleri konuşan çeşitli milletlerin ortasında Karaçaylılar Türk dilinin saflığını nasıl korumuşlardır? Kafkasların kuzeyinde eskiden Hun Türkleri yaşamışlardır. Karaçaylılar da Hunların bir dalıdır. Şimdiye kadar eski dillerini korumuşlardır”.
Karaçaylıları Karaçioli adıyla gösteren bir harita
 
1643 yılında Terek bölgesindeki Rus ordusu komutanı M.İ.Volinskiy yazdığı bir raporda “Malkar” köyleri ve Beştav (Pyatigorsk) yakınlarında yaşamakta olan “Karaçaylı Çerkesler” hakkında bilgi vermektedir.
19. yüzyıl başlarında Kafkasya ve Gürcistan’ı gezen Avrupalı bilimadamı J.Klaproth Karaçaylılarla ilgili şu bilgileri vermektedir:
“Adigeler (Çerkesler) bunlara Karşaga Kuşha derler. Tatarlar ise Kara Çerkes adını verirler. Onlar Kabardeylerden önce Kabardey’e yerleşmişlerdi. Karaçay adını beyleri Karça’nın adından alırlar. Mingi Tav dedikleri Elbruz Dağı’nın kuzey eteklerinde yaşarlar. Karaçaylılar Kafkasya’nın en güzel milletlerindendirler. Beyaz tenleri, siyah gözleri, belirgin güzel hatları ve mükemmel bir vücut yapıları vardır. Göçebe Tatar ve Nogaylar’da görülen basık suratlar, çekik gözler onlarda görülmez. Moğol ırkları ile bir karışımları yoktur. Gürcülere benzerler.
Karaçaylılar komşuları Çerkes (Adige) ve Abazaların aksine yağmacılık ve soygunculuğa önem vermezler. Hırsızlık ve dolandırıcılık kelimeleri onlar arasında nâdir duyulur. Cömert ve çalışkandırlar.
Genel olarak Kafkasya’daki en uygar toplum oldukları söylenebilir. Beylerine son derece bağlıdırlar. Fakirlere karşı cömerttirler. Zenginler fakirleri hor görmezler, onlara öküzlerini ödünç verirler.
Bashanlılar Bashan Irmağı’nın yukarı kısımlarında yaşarlar. Çegemliler Çegem ve Şavdan ırmaklarından Bashan’a uzanan yüksek karlı dağlarda yaşarlar. Malkarlılara Kabardeyler Balkar Kuşha, Gürcüler Basiyani derler. Bunlar Çerek, Psigon, Aruvan ırmakları kıyılarında otururlar. Bızıngı da Malkar sayılır. Yüksek yerlerde yaşarlar. Bunlara çok tehlikeli yollardan sonra ulaşılır”.
1848 yılında Karaçay’da bulunan Rus tarihçisi G.Tokarev onların etnik kökenlerini Kıpçaklara bağlar. Bu konuda Tokarev şunları yazmaktadır:
“Bu topraklarda Komanlar (Kuman-Kıpçaklar) yaşamışlar. Onlar kendi beylerine piramit şeklinde sivri çatılı evler inşa etmişler. Koban (Kuban) Irmağı’nın adı şüphesiz Komanlar’dan kalmıştır. Karaçaylılar Kafkasya’nın en güzel milletlerinden biridir. Bunların yüzleri Tatar, Moğol ve Nogaylarla hiçbir benzerlik göstermez. Karaçaylılar Adige (Çerkes)’lerden önce Kabardey’e yerleşmişlerdir. Kendi ağızlarından Bashan (Baksan)’dan çıktıklarına dair rivayetler dinledim”.
Ogarı Çegem Köyünde Piramit Şeklinde Mezarlar / Malkar
1850’li yıllarda Karaçay’da bulunan Rus askerî görevlisi V. Şevstov şunları yazmaktadır:
“Karaçaylılar Elbruz Dağı’nın eteğinde, yüksek yerlerde yaşarlar. Sayıları çok olmasa da çok yiğittirler. Kendileri hiçbir zaman düşmana mağlup olmazlar. Onların düşman komşuları Kuban’ın karşı tarafında Başilbiy, Tatar, Abzeh, Şapsığ, Natuhay, Besleney, Ubıh ve Abazalar, sol taraflarında ise Kabardeylerdir”.
1870’li yıllarda Rus idarecisi olarak Karaçay’da bulunan G. Petrov, onlar hakkında şu bilgileri vermektedir:
“Karaçaylıların çoğu orta boylu, sağlam yapılı, esmer, geniş omuzludur. Bütün dağlılarda fark edilen açık, hayat dolu gözleri vardır. Karaçaylılar dağlarından ayrıldıklarında hüzünleniyorlar, solan çiçeklere benziyorlar. Düz yerler onlara çirkin görünüyor”.
1890’li yıllarda Karaçay’da bulunan N.Aleksandroviç Ştof, Karaçaylılar’ın müslüman oluşları ile ilgili şu bilgileri vermektedir:
“17. yüzyılın başındaki savaşa kadar Karaçaylılar, derin dağ vadilerinde putperest olarak yaşamışlar. Kırım Hanı Kafkasya’da islâm dinini yaymak için iki bölük asker göndermiş. Zelençuk Irmağı kıyısındaki Adige (Çerkes) köylerini islâm dinine sokmuşlar. Kuban Irmağı’nın başında ise şimdiye kadar hiç kimseye boyun eğmeyen Karaçaylılara rastlamışlar. Yurtlarını, hürriyetlerini korumak için Karaçaylılar Marca adlı kutsal putlarından güç alarak düşmanlarına karşı koymuşlar. Kırım Hanı’nın askerleri islâmiyeti Karaçay’a zorla kabul ettiremeden geri dönmüşler. İslâmiyet ancak 18. yüzyıl sonunda Karaçay’a girmiş”.
A.Byhan Karaçaylılar’ın müslüman oluşlarını şöyle yazmaktadır:
“Mezarlıkları taş duvarlarla çevrilidir. Teberdi yöresinde mezarların üzerinde piramit ya da daire biçiminde kalın taşlar vardır. İslamiyet 1782 yılından sonra Karaçaylılar arasında yayılmaya başlamıştır. İslâmiyeti benimsemelerine rağmen doğa üstü güçlere inanırlar. Kendilerine göre dağ tanrıları vardır. Eliya bunların en önemlisidir. O’nun şerefine törenler düzenler, dans ederler, kurban keserler. Diğer Kafkas toplumlarında olduğu gibi kutsal ağaçları ve kutsal su kaynakları vardır”
 
19. yüzyılda İsmail Orusbiy
1886 yılında Elbruz Dağı’na tırmanmak için Bashan vadisinin yukarı kısmında yaşayan Karaçay-Malkar soylarından Orusbiylerin köylerine gelen Rus araştırmacı S.Davidoviç, Dağlı Kabardeyler adını verdiği Karaçay-Malkar halkı için şunları yazmaktadır:
“Dağ Kabardeyleri dilleri, âdetleri ile ovada yaşayan Kabardeylerden tamamen başkadırlar. Milletin temiz kalpliliği, derin zekâsı, soylarının dağılmasına karşı koyuşları örnek alınacak derecededir. Bu tabiat çocukları ne kadar sağlıklı ve güzel bir millettir”
 
Kafkasya’nın Yerli (Otokton) Halkları Meselesi ve Karaçay-Malkarlılar
Konuştukları dilin Kıpçak grubuna giren bir Türk lehçesi olması ve yerel kültürlerinde Altay-Sibirya’ya kadar uzanan eski Türk kültürü özelliklerinin bulunması sebebiyle, Karaçay-Malkarlılar kendilerini Kafkasya’nın asıl yerli (otokton) halkı olduklarını ileri süren bazı unsurlar tarafından dışlanmaktadırlar. Bu düşüncede olanların görüşüne göre, Karaçay-Malkarlılar 12-13. yüzyıllarda Kafkasya’ya gelen Kıpçak Türklerinin torunlarıdırlar ve otokton Kafkas halklarının egemen kültürleri karşısında asimile olarak onların kültürlerini, gelenek ve göreneklerini kabul etmişlerdir.
Bilimsel hiçbir temeli ve dayanağı olmayan bu görüş, ilmi seviyedeki pek çok araştırmayla çürütülmüş, aksine Karaçay-Malkar halkının etnik ataları arasında yer alan Hun-Bulgar, Hazar ve Kıpçak Türklerinin Kafkasya halklarının etnik ve sosyal yapısını derinden etkilediğini, Kafkas kültürünü şekillendirdiğini ortaya koymuştur.
Antropolojik ve arkeolojik araştırmalar Karaçay-Malkar halkının etnik ve kültürel yapısının tarih boyunca çeşitli katmanlardan oluştuğunu belgelemektedir. En alt katmanı Kafkasya’nın eski halklarının meydana getirdiği Orta Kafkaslardaki Koban Kültürü meydana getirmektedir. Koban Kültürü, Kimmer, İskit, Sarmat ve Alan gibi henüz Hint-Avrupa mı yoksa Proto-Türk mü oldukları bilim dünyasında kanıtlanamamış göçebe bozkır kavimlerinin kuzeyden Kafkasya’ya girişleriyle yeni bir görünüm kazanmıştır. Bu kavimler büyük ölçüde günümüzde Karaçay-Malkarlıların ve Osetlerin yaşamakta oldukları Orta Kafkasların dar ve geçit vermez dağ boğazlarında yerleşmişler ve eski Koban Kültürü üzerine bozkır-göçebe kültürünün zenginliğini katmışlardır.
M.Ö. 7. yüzyıl ile M.S. 2. yüzyıl arasındaki bu dönemde Orta Kafkaslarda Karaçay-Malkar ve Oset halklarının kültürel temellerini atan ve etnik yapılarını biçimlendiren farklı bir süreç yaşanmıştır. Bu süreç Karaçay-Malkar ve Oset halklarının etnik yapılarındaki ve kültürlerindeki ortak ikinci katmanı oluşturmaktadır. M.S. 3. yüzyıldan itibaren Hun Türklerinin kuzeyden Kafkasya’yı istila etmeleri ve bu topraklarda hakimiyet kurmalarıyla Karaçay-Malkar halkını diğer Kafkas halklarından ayıran üçüncü etnik ve kültürel katman ortaya çıkmıştır. Kuban Irmağı boylarında egemenlik kuran Hunların Bulgar boyu bölgedeki Abhaz-Adige ve Oset halklarının atalarını derinden etkilerken, Türk dili konuşan bir etnik topluluğun Orta Kafkaslardaki temellerini de atmışlardır. Bunlar günümüzde Karaçay-Malkar etnik kimliğine sahip Orta Kafkasların sarp ve derin vadilerinde yerleşmiş olan Dağlılardır.
Karaçay-Malkar etnik ve kültürel yapısında üçüncü katmanı oluşturan Türk kökenli kavimlere Hun-Bulgar Türklerinden sonra Hazarlar ve son olarak Kıpçaklar katılmışlardır. İşte bu sebeple, Karaçay-Malkar Türkçesi ana hatlarıyla Kıpçak özelliği taşırken, onda Hun-Bulgar, Alan, Hazar, İskit izlerini ve eski Kafkas dillerinin söz varlığının kalıntılarını da bulmak mümkündür.
Kıpçak Türkçesi günümüzde Orta Asyalı Kazaklar, Karakalpaklar, Kırgızlar, İdil-Urallı Tatarlar ve Başkurtlar, Kırım ve civarında yaşayan Kırım Tatarları ve Nogaylar tarafından da konuşulmaktadır. Bütün bu halklar antropolojik açıdan Mongoloid özellikler taşımaktadırlar. Oysa ki, Karaçay-Malkarlılar antropolojik açıdan bu halklardan tamamen farklı bir görünümdedirler.
19. yüzyılda Klaproth, Tokarev, Wagner gibi Avrupalı ve Rus gezginler Karaçay-Malkarlıların antropolojik tiplerinin Tatar, Moğol ve Nogaylarla hiçbir benzerlik göstermediğini, Karaçaylıların Kafkasya’nın en güzel milletlerinden biri olduklarını yazmaktadırlar. Bu gezginler Karaçay-Malkarlılar arasında göçebe Nogay ve Tatarlarda olduğu gibi basık suratlara ve çekik gözlere rastlanmadığını kaydetmektedirler.
Antropolojik verilere göre Kafkasya halkları arasında günümüzde Kafkasion (Kafkaslı), Pontus (Karadeniz) ve Kaspi (Hazar) antropolojik tipi olarak üç farklı antropolojik tip bulunmaktadır.
Orta Kafkaslardaki Kafkasion antropolojik tipi, antropologlar tarafından Kafkasya’nın yerli kökenden gelen en eski antropolojik tipi olarak kabul edilir. İlginç olan nokta şudur ki, bu antropolojik tip Orta Kafkaslarda günümüzde Türkçe kökenli bir dil konuşan Karaçay-Malkarlılar ile İran kökenli bir dil konuşan Osetlerin mensup oldukları ve onlar tarafından temsil edilen antropolojik tiptir.
Kafkasion antropolojik tipi yerel Kafkas özellikleri taşırken, Adige ve Abhazların dahil olduğu Pontus ve Çeçen-İnguş, Avar, Lezgi halklarının mensup oldukları Kaspi tiplerinin Ön Asya’da benzerlerinin bulunması, bu iki tipin kökeninin Ön Asya ve Anadolu’ya bağlı olduğunu ve Karadeniz ve Hazar Denizi kıyıları boyunca güneyden Kafkasya’ya göç ettikleri tezini güçlendirmektedir.
Bu durumda Ön Asya ile benzerlik taşıyan Pontus ve Kaspi antropolojik tipine sahip etnik topluluklar Taş Devri sonlarında güneyden iki farklı yol izleyerek Kafkasya’ya girmişler ve yeni dil ve antropolojik özellikler taşıyan bu göçmenlerin Kafkasya’da yaşamakta olan yerli nüfusla bütünleşme süreci başlamıştır. Bu süreç sonucunda Adige-Abhaz ve Çeçen-Dağıstan halkları ortaya çıkmış ve onların etnik ve kültürel yapılarının ikinci katmanını Ön Asya ve Anadolu’nun eski halkları olan Hattiler ve Hurri-Urartular oluşturmuştur.
Karaçay-Malkar ve Oset halklarının etnik yapılarının temeli ise Orta Kafkaslardaki Kafkasion antropolojik tipinin oluşturduğu katman üzerinde atılırken, onların etnik yapılarının ikinci katmanını oluşturan Hint-Avrupa kökenli bozkır-göçebe kavimleri kuzeyden Kafkasya’ya gelmişlerdir. Orta Çağ’da yine kuzeyden gelen Türk kavimleri Karaçay-Malkar etnik ve kültürel yapısındaki üçüncü katmanı teşkil etmişlerdir.
Antropolojik araştırmalardan elde edilen sonuca göre Karaçay-Malkarlılar Kafkasya’ya özgü etnik ve sosyo-kültürel süreçler sonunda Kafkasya’da ortaya çıkmış, etnogenezleri Kafkasya’ya sıkı sıkıya bağlı bir Kafkas halkıdır. Nitekim, Rus bilim adamı V.P. Alekseyev, Karaçay-Malkarlılara Asyatik Moğol antropolojisinin karışmadığını belirtir ve Karaçay-Malkarlıların Kumuklar gibi fazla Türk unsuru karışmaksızın bir Türk lehçesini benimsemiş Kafkasyalılar oldukları sonucuna varır.
Adige (Kabardey) bilim adamı R. Betrozov’a göre Karaçay-Malkar halkı Kafkas, İran (Hint-Avrupa) ve Türk kökenli üç etnosun karışması sonucunda oluşmuş bir etnik topluluk olmasına ve dillerinde üst katmanın dili olan Kıpçak (Türk) dilinin hakim bulunmasına rağmen, antropolojik açıdan Karaçay-Malkar halkında Kafkas özellikleri baskındır.
 
Kafkasya’da Karaçay-Malkar tipleri
 
 
Kazim Meçiyev               İsmail Semenov
 
Çokka Zalihanov                   Harşım Aliyev ve eşi
 
Halit Toturkulov                                            Abrek Hubiyev
 
Abrek Hubiyev
 
 
19. yüzyıl ortalarında Kart Curt köyünde Karaçay Tamadaları
 
 
19. yüzyıl sonlarında Kart Curt köyünde Karaçay düğünü (toy)
Sovyetler Birliği döneminde ikiye ayırılan Karaçay-Malkar halkı Kafkasya’da yer alan Karaçay-Çerkes Özerk Bölgesi ve Kabardin-Balkar Özerk Cumhuriyeti sınırları içinde yaşamaktaydı. Günümüzde Karaçaylılar Rusya Federasyonuna bağlı Karaçay-Çerkes Cumhuriyetinde, Malkarlılar ise Kabardin-Balkar Cumhuriyetinde yaşamaktadırlar. Karaçaylılar yaklaşık 200 bin kişilik bir nüfusa sahip iken, Malkarlıların nüfusu da 130 bine yakındır.
 
Karaçay-Malkarlılar Kafkasya dışında, 1943-1944 yıllarında sürgüne gönderildikleri Orta Asya’da, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’da yaklaşık 20 bin kişilik bir nüfusa sahiptirler. 1886 ve 1905 yıllarında Türkiye’ye göç eden Karaçay-Malkarlılar da Türkiye’de yaklaşık 20 bin kişidirler. Ankara, Eskişehir, Afyon, İzmir, Bolvadin, Turhal ve Konya - Başhüyük’te kurdukları Karaçay-Malkar Kültür dernekleri etrafında örgütlenmişlerdir. Bunun dışında, Suriye’de Şam civarında 1500, Amerika Birleşik Devletlerinde de yaklaşık 5 bin Karaçay-Malkarlı yaşamaktadır. New Jersey-Paterson’da AKBA(Amerikan Karaçay Dayanışma Derneği) adı altında bir dernekleri vardır. Rusya’da Moskova şehrinde de yaklaşık bin kadar Karaçay-Malkarlı bulunmaktadır ve Elbrusoid adlı bir kültür derneği etrafında örgütlenmişlerdir.
 
Türkiye’deki Karaçay-Malkar köyleri şunlardır:
Konya / Sarayönü: Başhüyük
Ankara / Gölbaşı: Yağlıpınar
Eskişehir / Sivrihisar: Yakapınar (Ertuğrul)
Eskişehir / Çifteler: Belpınar
Eskişehir / Han: Yazılıkaya
Eskişehir / Han: Kilisa (Gökçeyayla)
Eskişehir / Han: Agasar (Akhisar)
Afyon / İscehisar: Doğlat
Kayseri / Pınarbaşı: Eğrisöğüt
Tokat / Reşadiye: Çilehane
Tokat / Sulusaray: Arpacı Karaçay
Sivas / Yıldızeli: Emirler
Bunların dışında Yalova Çiftlikköy’de, Konya Ereğli’de, Tokat Turhal’da, Afyon Bolvadin’de Karaçay-Malkarlılar yaşamaktadır. İzmir’in Mehtap mahallesinde de yoğun bir nüfusa sahiptirler.
 

KARAÇAY-MALKAR İSİMLERİ


 

ERKEK İSİMLERİ
Abay 
Abek 
Abil 
Abrek 
Abuk 
Açemez 
Açey 
Adamey 
Adey 
Adıham 
Adilgeriy 
Adurhay 
Ahil 
Ahköbek 
Ajuv 
Akbay 
Akkay 
Akkul 
Akkuş 
Alakay 
Alavgan 
Albek 
Albot 
Alçagır 
Alhaz 
Alibek 
Alim 
Aliy 
Almırza 
Alsudur 
Amırhan 
Ansar 
Anzavur 
Anzor 
Apay 
Appa 
Ashat 
Askerbiy 
Aslan 
Aslanaliy 
Aslanbek 
Aslanbiy 
Aslangeriy 
Aslankir 
Aslanmırza 
Aslantok 
Aslanuk 
Aslanuka 
Astakku 
Astemir 
Atabiy 
Atto 
Aybaz 
Aydakku 
Aydaruk 
Aysandır 
Aytmırza 
Azal 
Azamat
Azamatgeriy
Aznavur
Badinat
Bagatır
Balbaş
Bapına
Barak
Barasbiy
Baraz
Bashanuk
Başçı
Batalbiy
Batır
Batıray
Batırbek
Batırgeriy
Batırhan
Batoka
Baybatır
Baybolat
Bayçagar
Bayçora
Baygeldi
Baykul
Baymırza
Bayramkul
Bayramuk
Baysoltan
Baytuvgan 
Bekbolat 
Bekkul 
Bekmırza 
Beştav 
Biyaslan 
Biyazruk 
Biybolat 
Biymırza 
Biynöger 
Bolat 
Botaş 
Botta 
Börükay 
Budyan 
Buzcigit 
Cagay 
Camankul 
Cambot 
Canakayt 
Canay 
Canbek 
Canbolat 
Candar 
Cangeriy 
Canhot 
Canköz 
Cankir 
Canmırza 
Cansoh 
Cantemir 
Canukku 
Cappu 
Caraslan 
Caraştı 
Caşakku 
Caşarbek 
Caşav 
Catday 
Cengsukmaz 
Cetul 
Cigit 
Cumarık 
Çamma 
Çanka 
Çarahmat 
Çavkaş 
Çımay 
Çoçalay 
Çokka 
Çora 
Çotay 
Çotça 
Çöpellev 
Dadyan 
Dakka 
Dalhat 
Dattav 
Deboş 
Devletgeriy 
Dobay 
Domalay 
Dotday
Dudaruk
Duray
Edik
Elbuzduk
Eldar
Elkan
Elmırza
Eseva
Eza
Gabu
Gabiy
Gaçuv
Gagu
Galay
Galıkku
Gapalav
Gappo
Geriy
Geriyhan
Gezoh
Gıkka
Gilasdan
Goça
Gomalay
Gorsay
Gürgoka
Habiç
Hacimurat
Haciumar
Hamatgeriy
Hammesey 
Hamzat 
Hangeriy 
Harşım 
Hazgeriy 
Hoçakay 
Hoştan 
Hutuy 
İbak 
İbiray 
İllevka 
İmmolat 
İnal 
İnaluk 
Kacok 
Kalabek 
Kalageriy 
Kambot 
Kamgut 
Kana 
Kanamat 
Kanaş 
Kanbolat 
Kandavur 
Kanşav 
Kanşavbiy 
Kantemir 
Kaplan 
Karabatır 
Karabay 
Karabiy 
Karakul 
Karamırza 
Karça 
Kasay 
Kasbolat 
Kasoh 
Kayırbek 
Kayıt 
Kayıtmırza 
Kaysar 
Kaysın 
Kazbek 
Kerman 
Kertibiy 
Kılıçbiy 
Kırımgeriy 
Kıyamıt 
Kiçibatır 
Kokay 
Konak 
Konakbiy 
Konaliy 
Korkmaz 
Koyçu 
Kubadiy 
Kuday 
Kulbek 
Kulça 
Kulgeriy 
Kumuk 
Kurmanbek 
Kurmanbiy
Lavka
Levan
Levay
Macir
Maçar
Mahar
Mahay
Mahtay
Mahuş
Makar
Malkarbiy
Malkaruk
Mamaçar
Mamsur
Mamusar
Manaf
Marat
Marşan
Maştay
Matay
Matgeriy
Mazan
Mırtaz
Mırza
Mırzabek
Mırzakul
Mırzay
Mingbolat
Misirbiy
Mudar
Muharbiy 
Muhtar 
Musos 
Nahar 
Nanak 
Nanı 
Nanık 
Nanuv 
Navar 
Navarbiy 
Navaziy 
Navruz 
Navurbiy 
Niyazbiy 
Nogay 
Nürçük 
Ogurbiy 
Ogurlu 
Orazaliy 
Orazay 
Orazbatır 
Ortabay 
Ortay 
Orusbiy 
Oştur 
Otar 
Ozar 
Ozaruk 
Ozay 
Örüzmek 
Özden 
Özdenbiy 
Paça 
Pago 
Rahay 
Rakay 
Ruslan 
Sabır 
Safarbiy 
Sagatgeriy 
Salatgeriy 
Salimgeriy 
Samat 
Sarı 
Sarıbaş 
Savbar 
Seypul 
Sibilçi 
Solman 
Soltan 
Soltanbek 
Soltangeriy 
Soltanmırza 
Soltanmurat 
Soslan 
Soslanbek 
Sosran 
Sosurka 
Sosuruk 
Süley 
Şabat 
Şabatay 
Şabaz
Şaharbiy
Şahburan
Şahbiy
Şahımgeriy
Şahmırza
Şakka
Şakman
Şamay
Şamge
Şamil
Şavay
Şavhal
Şavluh
Şavrak
Şaytuv
Şeke
Şoştay
Tamaş
Tana
Tanay
Tatarkan
Tatav
Tatım
Tatuv
Tavaslan
Tavay
Tavbatır
Tavbek
Tavbiy
Tavgeriy
Tavkan 
Tavke 
Tavkul 
Tavlan 
Tavlu 
Tavmırza 
Tavsoltan 
Teberduka 
Telibay 
Temurka 
Temir 
Temirbek 
Temirbolat 
Temircan 
Temirkan 
Tengiz 
Tengizbiy 
Terenbay 
Teyrikul 
Tinibek 
Tohçuk 
Tohtamiş 
Tohtar 
Tohtarbay 
Toka 
Tokay 
Tokaş 
Tokbay 
Tokmaş 
Tompa 
Tompur 
Topay 
Topur 
Toray 
Totur 
Toturbek 
Toturkul
Tukum
Tulpar
Tuvdu
Tuvgan
Tuzbiy
Umar
Unuh
Ünüs
Üsüp
Zabitgeriy
Zalimhan
Zamahay
Zaramuk
Zavur
Zavurbek
Zavurbiy
Zurab
KADIN İSİMLERİ
Abat 
Abayhan 
Abidat 
Abiy 
Abiyhan 
Ada 
Akbiyçe 
Akboyun 
Aktamak 
Alcayak 
Almıla 
Altın 
Altıncan 
Altınçaç 
Altınkız 
Alima 
Alimat 
Alzira 
Aminat 
Anisat 
Aniy 
Apalistan 
Apuva 
Apuvacan 
Arkuyat 
Aruv 
Aruvcan 
Aruvka 
Asırhan 
Askerhan 
Asliyhan 
Asiyat 
Aşdarhan 
Avbabiyçe 
Aycayak 
Aymölek 
Aysanahan 
Ayşat 
Aza 
Azira 
Babuh 
Balacan 
Balbu 
Baldan 
Balhaniy 
Baliy 
Baliyat 
Balkız 
Baydımat 
Bayduv 
Berhan 
Biyba 
Biyçe 
Boldu 
Botaşhan 
Bukminat 
Cahan 
Cançık 
Candet 
Candethan 
Canımhan
Canölmez
Cansaray
Cansurat
Carık
Cavharat
Çımmak
Çille
Çüllüy
Dariyhan
Davlethan
Davum
Davumhan
Davurhan
Dımay
Dugum
Dügerhan
Erikhan
Eslican
Farida
Fariza
Ferdavhan
Ferdavus
Gemha
Gemhacan
Gencakız
Gokka
Goşa
Goşansa
Goşayah
Goşonovha 
Gülcan 
Gülnara 
Habiy 
Hadijat 
Hafisat 
Halimat 
Hanipa 
Hanisat 
Haniy 
İlker 
İnzilhan 
Kabahan 
Kanitat 
Kaniy 
Karaçaç 
Karakız 
Kelimat 
Keminat 
Kemishan 
Kermahan 
Kertikız 
Kıbılahan 
Kılıçhan 
Kımsat 
Kırgıy 
Kırımhan 
Kıtay 
Kıztuvma 
Kögala 
Kulushan 
Kulistan 
Kulizar 
Kunduz 
Kutas 
Madina 
Mahbiyçe 
Mamurhan 
Mansaray 
Marcan 
Marziy 
Marziyat 
Mayrushan 
Mekkahan 
Mersoltan 
Minnovay 
Mira 
Mölehan 
Mölek 
Möleykat 
Muhurcan 
Mukminat 
Muzula 
Nakut 
Nalacan 
Nalacüz 
Nalmashan 
Napisat 
Napiy 
Narhan 
Nayıbhan 
Nazlihan 
Naziy
Nursiyat
Nuzula
Nürcan
Nürhan
Orazhan
Ölmezhan
Paçahan
Pazliy
Rabiyat
Radimhan
Ragıybat
Ravzat
Raziyat
Sakinat
Salima
Saniyat
Sapiyat
Saprahan
Satanay
Savsa
Sekinat
Sermiya
Sıray
Sırma
Sırmahan
Sıylıhan
Supiyat
Surahay
Süydümhan
Şahmölek
Şahrican 
Şahidat 
Şahiy 
Şama 
Şamahan 
Şamaruv 
Şamda 
Şamdariy 
Şamhaniy 
Şamkız 
Tamara 
Tanzila 
Tatım 
Tatlıhan 
Tavbiyçe 
Tavcan 
Tavhaniy 
Tavkız 
Tavmaral 
Tüyme 
Ubabiyçe 
Zabidat 
Zabithan 
Zahidat 
Zalihat 
Zalima
Zariyat
Zavda
Zavra
Zavurda
Zorumhan
Zubar
Zubay
Zuhra
Zulmurat
Zulihat
Zuliy
Zurum
 
SOY (TUKUM) İSİMLER
Abay 
Abayhan 
Abaza 
Abazalı 
Abdulla 
Abe 
Abezeh 
Abrek 
Aci 
Açabay 
Açikan 
Adra 
Afaşok 
Aga 
Agırcan 
Ahköbek 
Ahmat 
Ahmet 
Ahtav 
Ahiya 
Ajigiriy 
Ajoy 
Aka 
Akaçı 
Akay 
Akbay 
Akbaş 
Akbolat 
Akka 
Akkız 
Akkiy 
Akko 
Akkul 
Akuşu 
Alafa 
Alakay 
Albot 
Alçagır 
Alçak 
Allahberdi 
Almeyis 
Altuy 
Alika 
Aliy 
Amu 
Ana 
Anaha 
Aniko 
Apay 
Appa 
Appay 
Appo 
Apsuva 
Arguyan 
Arslan 
Asad 
Asan 
Ashak 
Aşaşa 
Atabiy 
Atakku
Atay
Atmurza
Atta
Attasav
Atto
Aybaz
Aydabul
Aydaruk
Aydın
Aykerek
Aysan
Aysandır
Ayşa
Ayta
Aytek
Ayuv
Azamat
Baba
Babo
Baçi
Badah
Badal
Bagatır
Bahit
Bakku
Bala
Balliy
Baniy
Bapına
Bappuçu 
Baraz 
Barhoz 
Barisbiy 
Baska 
Başiy 
Başka 
Başla 
Başlo 
Baştak 
Batça 
Batır 
Batırbek 
Batırbiy 
Battı 
Battuv 
Bava 
Bavçu 
Bay 
Bayban 
Bayçekku 
Bayçora 
Bayda 
Baykazı 
Baykişi 
Baykul 
Baymurat 
Baymurza 
Bayramkul 
Bayramuk 
Baysı 
Baysoltan 
Baytok 
Bayzulla 
Bazo 
Beçel 
Beçmuk 
Bedra 
Begevul 
Begiy 
Bekbay 
Bekbolat 
Bekka 
Bekki 
Beppa 
Berdi 
Bereket 
Berem 
Beşbaş 
Betkara 
Bıtta 
Bici 
Biçekku 
Biçi 
Bilimgot 
Bisil 
Bittuv 
Bittir 
Biyazir 
Biyço 
Biynöger 
Bolat 
Bolatçı
Bollu
Bolur
Borça
Borlak
Bostan
Botaş
Botta
Boyunsuz
Börükay
Bözü
Buday
Buştok
Buta
Caba
Cabalak
Camma
Cana
Candar
Canibek
Canköz
Cantemir
Cantotay
Caraştı
Catto
Cavba
Cavbatır
Caza
Caşakku
Caşe
Cılkı
Cırık 
Cubu 
Cukka 
Curtubay 
Çabdar 
Çagar 
Çagil 
Çana 
Çanka 
Çapay 
Çarkuyan 
Çavuş 
Çeçek 
Çeçen 
Çegembay 
Çegemli 
Çekka 
Çekku 
Çekuna 
Çerkes 
Çıçhan 
Çıgır 
Çıma 
Çıpçık 
Çoça 
Çoçu 
Çofan 
Çolak 
Çoma 
Çomart 
Çora 
Çotça 
Çubak 
Daçi 
Dadaş 
Daduv 
Danay 
Danaş 
Datçi 
Davletkul 
Debe 
Debiska 
Dekkuş 
Deve 
Dibir 
Dina 
Dodu 
Doguça 
Dola 
Dombaybut 
Dondara 
Dondu 
Dottay 
Dottu 
Doyun 
Duda 
Duduliy 
Dugo 
Dura 
Ebekku 
Ebze 
Eçki 
Edok
Edoka
Edi
Edika
Efendi
Egiz
Ekaşa
Elbay
Elcoruk
Eldar
Elekku
Elkan
Elmırza
Endrey
Eney
Erikken
Eristav
Esekku
Etez
Ette
Ezi
Frantsuz
Gaba
Gaban
Gabara
Gabiy
Gabo
Gabor
Gabu
Gaca
Gadiy
Gagu 
Gaja 
Gajon 
Gala 
Gamma 
Gana 
Ganda 
Gapkay 
Gappo 
Garey 
Garga 
Gasiy 
Gata 
Gaza 
Gebek 
Geben 
Gedi 
Gedu 
Gegra 
Gekki 
Gela 
Gelastan 
Gemsokur 
Gemu 
Gerbek 
Geriy 
Geruz 
Gevük 
Gezdoh 
Gıllı 
Gızı 
Gida 
Glaş 
Glov 
Gobak 
Gobu 
Goçiya 
Goça 
Goçu 
Gogu 
Goguy 
Gola 
Gollu 
Goroy 
Goşa 
Gudan 
Gudin 
Gudu 
Guliy 
Gulya 
Guma 
Gummo 
Guppoy 
Gurtu 
Guta 
Guze 
Guzi 
Guzo 
Gürcü 
Gürük 
Hab 
Habiç 
Haci
Haciçik
Haçir
Haji
Halil
Halköç
Hamma
Hapa
Hapça
Hasan
Hasanbiy
Hasav
Hatuv
Hatuvay
Hayır
Hayırkız
Hazgeriy
Hazna
Hıbırt
Hırha
Hibi
Hoçu
Hohana
Hola
Holamhan
Holamlı
Hot
Hoza
Hubol
Hubiy
Huçina
Hulça 
Hurta 
Hurtu 
Huseyin 
Hutu 
İja 
İlistin 
İskender 
İslam 
İtti 
Jabel 
Jabo 
Jabol 
Jammurza 
Janatay 
Jangolan 
Jangoraz 
Janhot 
Janika 
Jansuv 
Jantuv 
Jantuvdu 
Jantuvgan 
Janukku 
Jappu 
Jaraşuv 
Jaşay 
Jaşuv 
Javbermez 
Jaziy 
Jazuka 
Jekke 
Jereşti 
Jetiş 
Jette 
Jılkıbay 
Jobo 
Jola 
Jolap 
Jolçu 
Jubo 
Jurtubay 
Kabardok 
Kadır 
Kagıy 
Kaharman 
Kajok 
Kakanay 
Kakuş 
Kalabek 
Kalahan 
Kalimhan 
Kanamat 
Kantemir 
Kaplan 
Kappuş 
Kara 
Karabaş 
Karakız 
Karaköt 
Karamırza 
Karça 
Karka
Kartlık
Kasay
Katçi
Kathan
Katsi
Keçeruk
Kelemet
Kerekmez
Kermen
Kerim
Kırımşavhal
Kilçi
Kinaz
Kipke
Kiştik
Kişuv
Kiyik
Koba
Koban
Kocak
Kocaş
Koçhar
Kojak
Konak
Konakbay
Korkmaz
Koybay
Koyçu
Kozba
Köbek
Kökköz 
Kötençi 
Kubadiy 
Kuday 
Kujok 
Kujon 
Kul 
Kulbay 
Kulça 
Kulçu 
Kuliy 
Kumuk 
Kurdan 
Kurman 
Kurşa 
Kurta 
Kuşceter 
Kuvat 
Küçmen 
Küçmez 
Küçük 
Külbek 
Küygen 
Lagiy 
Laypan 
Lelüka 
Lokiya 
Maçuk 
Magamet 
Magaya 
Magluv 
Magula 
Mahamet 
Mahot 
Mahiy 
Maka 
Makıt 
Makka 
Malkar 
Malkaruk 
Malkondu 
Malsüygen 
Mama 
Mamay 
Mamçu 
Mamme 
Mamsur 
Mamuko 
Mandalak 
Manka 
Maniya 
Marşankul 
Meçi 
Meçuka 
Meker 
Melekay 
Melüha 
Merzant 
Met 
Metsel 
Mırkak 
Mırtaz 
Mırza
Mırzabek
Mırzo
Mısak
Mıstafa
Mıza
Mızı
Mihit
Mija
Misir
Moka
Molla
Motta
Muraça
Murza
Musakay
Mussalay
Musuk
Musuka
Muşta
Mutça
Nana
Narşav
Nasıplı
Nasta
Nastuv
Navruz
Nepe
Nıngı
Nogay
Nogaylı
Nöger 
Oçak 
Ogurlu 
Omar 
Orak 
Oraz 
Oraza 
Ortabay 
Orus 
Orusbiy 
Osman 
Otar 
Ozaruk 
Ölmez 
Özden 
Özük 
Pariy 
Rabadan 
Rahay 
Ramazan 
Rjiy 
Sabançı 
Saraka 
Sarakku 
Sardiyan 
Sarı 
Sarıbaş 
Sarkıt 
Satraç 
Savbar 
Savku 
Sela 
Semen 
Serjan 
Sılpagar 
Smakku 
Soga 
Sokur 
Soltan 
Sotta 
Sozay 
Sumay 
Suram 
Surhay 
Süpü 
Süydüm 
Süyünbay 
Süyünç 
Şabatuk 
Şahan 
Şahmurza 
Şakman 
Şalmiy 
Şaman 
Şava 
Şavhal 
Şavta 
Şaylı 
Şeker 
Şeremet 
Şeverdin 
Şıdak 
Şohay
Şoşta
Şukay
Şungar
Şuvan
Tabaksok
Tagalek
Tama
Tambiy
Tappashan
Tatça
Tatta
Tavbolat
Tavçu
Tavken
Tavlu
Tavmurza
Tavşuna
Taymaz
Taymazkul
Teberdi
Tebu
Teja
Tek
Teka
Teke
Teku
Temmo
Temuka
Temukku
Temir
Temirbolat 
Temircan 
Temirez 
Temirli 
Tengiz 
Terbolat 
Tereku 
Tesi 
Tetruk 
Tetu 
Teva 
Tevna 
Teyrikul 
Tışhan 
Tika 
Til 
Togaybiy 
Toguza 
Toha 
Tohçuk 
Tohçuka 
Tohtavul 
Tok 
Toka 
Tokay 
Toklu 
Toku 
Tokuma 
Tolbay 
Tolgur 
Toma 
Topal 
Toturkul 
Tram 
Tulaş 
Tulpar 
Tuvdu 
Tübe 
Tümen 
Türklü 
Ulak 
Ullubaş
Umar
Ummay
Uyan
Uyana
Uze
Üsüp
Zabak
Zaid
Zalihan
Zamma
Zanıko
Zanibek
Zankişi
Zaraş
Zavzan
Zeniko
Zeza
Zugul
Zuka
Zumakul
Karaçay-Malkar
 
Açha açhanı tartadı.
(Para parayı çeker)
Türkiye
Para parayı çeker. (Özdemir 1981:148)
 
Karaçay-Malkar
 
Açnı amanı bolmaz
 
Toknu imanı bolmaz.
(Acın kötüsü olmaz)
(Tokun imanı olmaz)
Türkiye
Acın amanı, tokun imanı olmaz. (Aksoy 1996:26)
 
Karaçay-Malkar
 
Adamnı kılıgı işde belgili boladı.
(Adamın karakteri işte belli olur)
Türkiye
Adamın iyisi işbaşında belli olur. (Özdemir 1981:12)
 
Karaçay-Malkar
 
Agaç çirise özeginden çiriydi.
(Ağaç çürüse özünden çürür)
Türkiye
Ağacın çürüğü özünden olur. (Aksoy 1996:30)
 
Karaçay-Malkar
 
Akılı bolmaganga sakalı boluşmaz.
(Aklı olmayana sakalı yardım etmez)
Türkiye
Akıl olmayınca ne yapsın sakal? (Özdemir 1981:17)
 
Karaçay-Malkar
 
Akıllı sagış etginçi teli işin bitdirir.
(Akıllı düşününceye kadar deli işini bitirir)
Türkiye
Akıllı köprü arayıncaya dek deli suyu geçer. (Özdemir 1981:17)
 
Karaçay-Malkar
 
Alga çıkgan kulaknı artda çıkgan müyüz ozar.
(Önce çıkan kulağı sonra çıkan boynuz geçer)
Türkiye
Boynuz kulaktan sonra çıkar ama kulağı geçer. (Aksoy 1981:179)
 
Karaçay-Malkar
 
Alma tereginden keng ketmez.
(Elma ağacından uzağa gitmez)
Türkiye
Armut ağacından uzak düşmez. (Aksoy 1996:45)
 
Karaçay-Malkar
 
Anasına karab kızın al.
(Anasına bakıp kızını al)
Türkiye
Anasına bak kızını al. (Özdemir 1981:26)
 
Karaçay-Malkar
 
Artık mal köz çıgarmaz.
(Fazla mal göz çıkarmaz)
Türkiye
Fazla mal göz çıkarmaz. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:154)
 
Karaçay-Malkar
 
At iyesin tanır.
(At sahibini tanır)
Türkiye
At binicisini tanır. (Özdemir 1981:3)
 
Karaçay-Malkar
 
At urmaz deme, it kabmaz deme.
(At vurmaz deme, it kapmaz deme)
Türkiye
Atım tepmez, itim kapmaz deme. (Özdemir 1981:32)
 
Karaçay-Malkar
 
Ata şohu tas bolmaz.
(Ata dostu kaybolmaz)
Türkiye
Ata dostu oğula mirastır. (Özdemir 1981:30)
 
Karaçay-Malkar
 
Asıl azmaz, gemha tozmaz.
(Asil bozulmaz, ipekli kumaş eskimez)
Türkiye
Asıl azmaz, bal kokmaz. (Özdemir 1981:29)
 
Karaçay-Malkar
 
Arba avgandan sora col körgüztüvçü köb bolur.
(Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur)
Türkiye
Araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur. (Özdemir 1981)
 
Karaçay-Malkar
 
Arbanı allı kalay barsa artı da alay baradı.
(Arabanın önü nasıl giderse, arkası da öyle gider)
Türkiye
Arabanın ön tekerleği nereden geçerse art tekerleği de oradan geçer. (Özdemir 1981:27)
 
Karaçay-Malkar
 
Ayıbsız teng izlegen tengsiz kalır.
(Ayıpsız arkadaş arayan arkadaşsız kalır)
Türkiye
Ayıpsız yar arayan yarsız kalır. (Özdemir 1981:35)
 
Karaçay-Malkar
 
Az bergen cürekden, köb bergen baylıkdan.
(Az veren yürekten, çok veren zenginlikten)
Türkiye
Az veren candan, çok veren maldan. (Özdemir 1981:36)
 
Karaçay-Malkar
 
Aznı almagan köbden kuru kalır.
(Azı almayan çoktan mahrum kalır)
Türkiye
Aza kanaat etmeyen çoğu bulamaz. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:71)
 
Karaçay-Malkar
 
Bal-bal degen bla avuzga tatuv kelmez.
(Bal-bal demekle ağza tat gelmez)
Türkiye
Bal-bal demekle ağız tatlanmaz. (Özdemir 1981:39)
 
Karaçay-Malkar
 
Bal bolsa çibin tabılır.
(Bal olsa sinek bulunur)
Türkiye
Bal olan yerde sinek bulunur. (Özdemir 1981:40)
 
Karaçay-Malkar
 
Bal tuthan barmagın calar.
(Bal tutan parmağını yalar)
Türkiye
Bal tutan parmağını yalar. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:77)
 
Karaçay-Malkar
 
Baş carılsa börk içinde, kol sınsa ceng içinde.
(Baş yarılsa börk içinde, el kırılsa yen içinde)
Türkiye
Baş yarılır börk içinde, kol kırılır yen içinde. (Özdemir 1981:42)
 
Karaçay-Malkar
 
Baş kalay barsa, ayak da alay baradı.
(Baş nasıl gitse, ayak da öyle gider)
Türkiye
Baş nereye giderse, ayak da oraya gider. (Özdemir 1981:42)
 
Karaçay-Malkar
 
Baynı malı carlını avzun avrutur.
(Zenginin malı fakirin ağzını ağrıtır)
Türkiye
Zenginin malı züğürdün çenesini yorar. (Özdemir 1981:87)
 
Karaçay-Malkar
 
Borçha içgenni başı eki kere avrur.
(Borca içenin başı iki kere ağrır)
Türkiye
Borca içen iki kez sarhoş olur. (Özdemir 1981:49)
 
Karaçay-Malkar
 
Boş cürügenden ese boşuna işle.
(Boş yürümektense boşuna çalış)
Türkiye
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir. (Özdemir 1981:52)
 
Karaçay-Malkar
 
Börünü azıgı boranda.
(Kurdun azığı fırtınada)
Türkiye
Kurt dumanlı havayı sever. (Özdemir 1981:129)
 
Karaçay-Malkar
 
Börü da honşu koşuna çabmaydı.
(Kurt bile komşu ağıla saldırmaz)
Türkiye
Kurt komşusunu yemez. (Özdemir 1981:129)
 
Karaçay-Malkar
 
Buday cetse orak bagalı bolur.
(Buğday yetişince orak kıymetli olur)
Türkiye
Buğday başak verince orak pahaya çıkar. (Özdemir 1981:53)
 
Karaçay-Malkar
 
Bügüngü işni tamblaga kaldırma.
(Bugünkü işi yarına bırakma)
Türkiye
Bugünün işini yarına bırakma. (Özdemir 1981:53)
 
Karaçay-Malkar
 
Cel keltirgenni suv eltir.
(Yelin getirdiğini su götürür)
Türkiye
Yel ile gelen sel ile gider. (Özdemir 1981:156)
 
Karaçay-Malkar
 
Cılamagan caşha anası emçek salmaz.
(Ağlamayan çocuğa anası meme vermez)
Türkiye
Ağlamayan çocuğa meme vermezler. (Özdemir 1981:14)
 
Karaçay-Malkar
 
Çakırılmagan cerge barma, çakırılgan cerden kalma.
(Çağırılmayan yere gitme, çağırılan yerden kalma)
Türkiye
Çağırılan yere erinme, çağırılmayan yere görünme. (Özdemir 1981:58)
 
Karaçay-Malkar
 
Çakırılmagan konak törge atlamaz.
(Çağırılmayan misafir başköşeye geçmez)
Türkiye
Davetsiz gelen döşeksiz oturur. (Özdemir 1981:64)
 
Karaçay-Malkar
 
Çıkmagan candan umut kurumaz.
(Çıkmayan candan umut kesilmez)
Türkiye
Çıkmadık canda umut vardır. (Özdemir 1981:59)
 
Karaçay-Malkar
 
Eki harbız bir uvuçha sıyınmaz.
(İki karpuz bir avuca sığmaz)
Türkiye
İki karpuz bir koltuğa sığmaz. (Özdemir 1981:105)
 
Karaçay-Malkar
 
Ertde turgan col alır, ertde üylengen töl alır.
(Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır)
Türkiye
Erken kalkan yol alır, erken evlenen döl alır. (Özdemir 1981:80)
 
Karaçay-Malkar
 
Eki kama bir kınga sıyınmaz.
(İki kama bir kına sığmaz)
Türkiye
İki kılıç bir kına girmez. (Aksoy 1996:141)
 
Karaçay-Malkar
 
Eşekge altın cükleseng da eşekley kalır.
(Eşeğe altın yüklesen de eşek olarak kalır)
Türkiye
Eşeğe altın semer vursalar yine eşektir. (Özdemir 1981:82)
 
Karaçay-Malkar
 
Eşekge mingen birinçi ayıb, andan cıgılgan ekinçi ayıb.
(Eşeğe binmek birinci ayıp, ondan düşmek ikinci ayıp)
Türkiye
Eşeğe binmek bir ayıp, düşmek iki ayıp. (Aksoy 1996:115)
 
Karaçay-Malkar
 
Har gokka hansnı iyisi başha.
(Her çiçeğin kokusu başkadır)
Türkiye
Her çiçeğin kokusu bir olmaz. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:175)
 
Karaçay-Malkar
 
Kama cara bitelir, avuz cara bitelmez.
(Kama yarası kapanır, ağız yarası kapanmaz)
Türkiye
Bıçak yarası geçer, dil yarası geçmez. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:84)
 
Karaçay-Malkar
 
Karga karganı közün almaz.
(Karga karganın gözünü çıkarmaz)
Türkiye
Karga karganın gözünü oymaz. (Aksoy 1996:152)
 
Karaçay-Malkar
 
Kazanda bolsa çolpuga çıgar.
(Kazanda olsa kepçeye çıkar)
Türkiye
Çanağa ne doğrarsan kaşığına o çıkar. (Özdemir 1981:58)
 
Karaçay-Malkar
 
Keleçige ölüm cok.
(Elçiye ölüm yok)
Türkiye
Elçiye zeval olmaz. (Özdemir 1981:77)
 
Karaçay-Malkar
 
Kızıng honşu üyde catmasın
 
Caşıng bazar hant tatmasın.
(Kızın komşu evde yatmasın)
(Oğlun pazar yiyeceği tatmasın)
Türkiye
 
Kızın varsa el yatağında yatmasın
Oğlun varsa el ekmeği tatmasın. (Aksoy 1996:160)
 
Karaçay-Malkar
 
Kögetni igisin ayü aşar.
(Meyvenin iyisini ayı yer)
Türkiye
Armudun iyisini ayı yer. (Özdemir 1981:15)
 
Karaçay-Malkar
 
Közden ketgen kölden keter.
(Gözden giden gönülden gider)
Türkiye
Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. (Özdemir 1981:91)
 
Karaçay-Malkar
Kuru tuluk süyelmez.
(Boş tulum dik durmaz)
Türkiye
Boş çuval dik durmaz. (Özdemir 1981:51)
 
Karaçay-Malkar
 
Külme kartha kelir başha.
(Gülme yaşlıya gelir başa)
Türkiye
Gülme komşuna gelir başına. (Özdemir 1981:92)
 
Karaçay-Malkar
 
Kündüz çırak candırgan keçe karangıda kalır.
(Gündüz mum yakan gece karanlıkta kalır)
Türkiye
Gündüzün mum yakan geceleyin bulamaz. (Özdemir 1981:92)
 
Karaçay-Malkar
 
Mahtangan iynek çelegine boyar
(Öğünen inek kovasına pisler)
Türkiye
Öğünen inek evleğe pisler. (Aksoy 1996:177)
 
Karaçay-Malkar
 
Mart ketmey dert ketmez
(Mart gitmeden dert gitmez)
Türkiye
Mart ayı dert ayı. (Özdemir 1981:134)
 
Karaçay-Malkar
 
Mejgit ullu bolsa da afendi bilgenin aytır.
(Cami büyük olsa da imam bildiğini söyler)
Türkiye
Cami ne kadar büyük olsa imam bildiğini okur. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:100)
 
Karaçay-Malkar
 
Ortak ögüzden buzov aşhı.
(Ortak öküzden buzağı iyidir)
Türkiye
Ortaklık öküzden buzağı yeğdir. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:228)
Ortak inekten başına buzağı iyidir. (Aksoy 1996:176)
 
Karaçay-Malkar
 
Ot bolmagan cerden tütün çıkmaz.
(Ateş olmayan yerden duman çıkmaz)
Türkiye
Ateş olmayan yerden duman tütmez. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:64)
 
Karaçay-Malkar
 
Ölgen eşek börüden korkmaz.
(Ölmüş eşek kurttan korkmaz)
Türkiye
Ölmüş eşek kurttan korkmaz. (Özdemir 1981:145)
 
Karaçay-Malkar
 
Ölgen ölse da kalgan kalır.
(Ölen ölse de kalan kalır)
Türkiye
Ölenle ölünmez. (Özdemir 1981:145)
 
Karaçay-Malkar
 
Sabiyni cumuşha iy, ızından kesing bar.
(Çocuğu işe gönder, peşinden kendin git)
Türkiye
Çocuğu işe sal, ardınca sen git. (Özdemir 1981:60)
 
Karaçay-Malkar
 
Sen biy, men cüyüshan,
 
Kayda bizni eşekge kuvuşhan.
(Sen bey, ben prens)
(Nerede bizim eşeğe kolan kayışı)
Türkiye
Sen ağa, ben ağa, bu ineği kim sağa. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:244)
 
Karaçay-Malkar
 
Suv çelekni tübü suvda kalır.
(Su kovasının dibi suda kalır)
Türkiye
Su testisi su yolunda kırılır. (Özdemir 1981:162)
 
Karaçay-Malkar
 
Sütden avzu küygen suvnu ürüb urtlar.
(Sütten ağzı yanan suyu üfleyip içer)
Türkiye
Sütten ağzı yanan ayranı üfleyerek içer. (Özdemir 1981:163)
 
Karaçay-Malkar
 
Tama tama köl bolur.
(Damlaya damlaya göl olur)
Türkiye
Damlaya damlaya göl olur. (Özdemir 1981:64)
 
Karaçay-Malkar
 
Tav ne miyik bolsa da avuş tabılır.
(Dağ ne kadar yüksek olsa da geçit bulunur)
Türkiye
Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar. (Özdemir 1981:63)
 
Karaçay-Malkar
 
Tav tavga tübemeydi, adam adamga tübeydi.
(Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur)
Türkiye
Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur. (Özdemir 1981:63)
 
Karaçay-Malkar
 
Tavuk tüşü tarı bürtük.
(Tavuğun düşü darı tanesi)
Türkiye
Aç tavuk düşünde darı görür. (Özdemir 1981:11)
 
Karaçay-Malkar
 
Teli kolannı süyer.
(Deli alacayı sever)
Türkiye
Deli alacayı sever. (Aksoy 1996:88)
 
Karaçay-Malkar
 
Teli şohungdan akıllı cavung aşhı.
(Deli dostundan akıllı düşmanın iyidir)
Türkiye
Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun. (Özdemir 1981:65)
 
Karaçay-Malkar
 
Temir suvugunçu cazıladı.
(Demir soğuyuncaya kadar şekil verilir)
Türkiye
Demir tavında döğülür. (Özdemir 1981:66)
 
Karaçay-Malkar
 
Tengizni malın tonguz aşar.
(Denizin malını domuz yer)
Türkiye
Devlet malı deniz, yemeyen domuz. (Saraçbaşı-Minnetoğlu 1982:122)
 
Karaçay-Malkar
 
Terekni alması köb bolsa başın enişge tutar.
(Ağacın meyvesi çok olsa başını aşağı tutar)
Türkiye
Ağaç meyvesi olunca başını aşağı salar. (Özdemir 1981:13)
 
Karaçay-Malkar
 
Teşikli taş cerde kalmaz.
(Delikli taş yerde kalmaz)
Türkiye
Delikli taş yerde kalmaz. (Özdemir 1981:65)
 
Karaçay-Malkar
 
Töngeregen taşha tük çıkmaz.
(Yuvarlanan taşta yosun çıkmaz)
Türkiye
Yuvarlanan taş yosun tutmaz. (Özdemir 1981:185)
 
Karaçay-Malkar
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Siteniz:
Mesajın:

 
  BugŁn 41 ziyaretçikişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=